27 Eylül 2014 Cumartesi

2. Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Tur: Çikolata Tadında Hayat-Yorum


Evet, Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Turu'nun 2. Çikolata Tadında Hayat kitabının yorumuna geldi sıra. Turumuzun 4. gününde kitabın ilk yorumunu ben yapacağım. Öncelikle Altın Bilek Yayınevi'ne bize imkan tanıdığı için teşekkür ederiz.

Gelelim kitabımıza. Kitap keyifli bir romantik komedi tadında. Tabi bu benim fikrim. Hayatına yeniden yön vermeye çalışan genç bir kadının öyküsü. Hannah Amerika'da yaşayan genç bir kadındır. İşine son verilince hayatında boşluğa düşer. En yakın arkadaşı Stacy'nin fikrini benimser ve ülke değiştirerek yepyeni bir hayat kurmaya karar verir. Londra'ya gidecektir. Orada yeni bir iş ve yeni bir özel hayat onu beklemektedir. Hiç bir şey onun için kolay olmayacaktır.

Londra'da barda tanıştığı bir erkek sayesinde iş bulur. Mark bir organizasyon şirketinde yöneticidir. Şirkette işe başlayan Hannah'ın arkadaş çevresi de genişler. Amiri ile anlaşamamaları, Mark'ın evli çıkması, ilk organizasyon işinde büyük hatalar yapması onu çizgisinden döndürmez. Ah bir de aradığı aşkı bulsa...

Hannah'ın karşısına bir çok erkek çıkar. Hepsi için farklı duygular hisseder ama sadece birine aşık olur. Barry, Bay Potansiyel ya da Sam. Peki bu erkek kimdir? Acaba Londra'da istediği hayatı kuramayıp Amerika'ya geri mi dönecek? Yoksa bambaşka bir ülkeyi keşfetmeyi mi seçecek. Hepsi kitabımızın sayfalarında...

İlk satırlarda da belirttiğim gibi romantik komedi tadında farklı bir kitap. Şimdiye kadar okuduğum tarzlardan oldukça farklı. Ancak sıkılmadan okudum. Kitabın baş kahramanı Hannah'ın anlatımından yazılmış. Çoğunlukla diyaloglarda da onun iç sesine yer verilmiş. Yazarın okuduğum ilk kitabı, sizde yazarın diğer kitapları hakkında fikir edinmek istiyorsanız buraya, kitaptan alıntılar okumak istiyorsanız buraya tıklayın.
Kitabın ön okuması için ise tıklayın

Yeni bir blog turunda görüşmek üzere, keyifli okumalar...

Çekilişe katılmayı sakın unutmayın. Detaylar için buraya

24 Eylül 2014 Çarşamba

2. Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Tur: Çikolata Tadında Hayat-Ön Okuma


Herkese Merhaba! 2. Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Tur'un ilk gününde Çikolata Tadında Hayat kitabının Ön Okuması ile sizleri baş başa bırakıyorum. Keyifli okumalar...

19 Eylül 2014 Cuma

Biraz Nostalji Yaptık, İlkokul Yıllarına Gittik


Selam. Uzun süredir yazmıyordum blogumda. Okuduğum kitapların yorumlarını bile yazmaya fırsat bulamazken sevgili blog arkadaşım evdeyazar'ın blogunda yazdığı konuyu görünce hemen geçtim bilgisayarın başına. Çoğunuz okumuşsunuzdur mutlaka o güzel, herkesi ilkokul günlerine götüren yazıyı. Hepimize nostalji yaptırdığı ve o harika günleri hatırlattığı için teşekkür ederim evdeyazar. Eğer hala okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz.

Gelelim benim ilkokul günlerime. 1981 yılında başlamıştım ilkokula. Annemin elleri ile ördüğü dantel yakalar süslerdi önlüğümü. Bizim de zenginlikten değildi dantel yakalar, annemin el maharetinin güzel eserleriydi sadece. Saçlarımı yandan iki örgü ile örerdi her sabah. Çocukluğumun çok çok güzel günleriydi ilkokul günlerim. Benim zamanımda da vardı kokulu silgiler. Ama kullandığımı çok fazla hatırlamıyorum. Evrak çantası modeli çantam vardı. Çantalarımızı oturduğumuz tahta sıraların yanlarına yere koyardık.

Defterleri hatırladım şimdi de. Bir tane günlük defter bir tane de temiz defter vardı. Günlük defteri okulda kullanır, temiz deftere evde ödevleri yapardık. Öğretmenimizde temiz defterleri toplar ödevleri kontrol ederdi. Tabi ki bir de o defterlerin kenarlarına çizdiğimiz kenar süsleri. Çizgileri yan yana, alt alta çizer, birleştirir saç örgüsüne benzer bir şekil yapardık. Sadece bu değil, çiçekler, yapraklar ve çeşitli şekillerde çizerdik, bazen de renkli yapardık bu şekilleri. Günümüzdeki gibi renk renk, şekil şekil kalemlerimiz yoktu. Siyah kalem ve kırmızı kalem, bir de boya kalemleri. Sevgili evdeyazar'ın dediği gibi tükenmez kalem kapağı takardık kalemler biterken.
En çok çizdiğimiz defter kenarı süsü.

Ve öğretmenim, benim güzel öğretmenim hayatımda boyunca unutmayacağım insanlardandır. Şefkatli, güleryüzlü ve eğitim hayatımızda en önemli rol oynayan kişidir. Hem eğitim açısından hem de sosyal açıdan çok büyük katkıları olmuştur. Hatırlıyorum da bize görgü kurallarını daha o yıllarda öğretmeye başlamıştı. Bir gün sınıfta yanımızda getirdiğimiz (kendisinin çok fazla katkısı olmuştur) kuru yiyecekleri, çatal-bıçakla nasıl yeneceğini, peçete kullanma kurallarını öğretmişti. Memleketinden gelen kuru ve yaş meyveleri sınıfa getirir hepimize paylaştırırdı. Bizim evimize çok yakın otururdu, her bayramda elini öpmeye giderdim. Umarım yine en kısa zamanda kendisini görmeye giderim. Bu yazımı okuyan arkadaşlarımın da bana katılacağına eminim.

Aslında o yıllara ait yazılacak o kadar çok şey var ki, teneffüslerde alınan gevrek-gazoz ikilisi, okul çıkışı bakkaldan alınan toz leblebi, ağızda patlayan şekerler, su mataraları, defterlerin kenarları kıvrıldığı için takılan ataşlar (şimdi renkli ve plastikleri var), ayrıca yaka düğmemize taktığımız hangi kola (kitaplık kolu, ilk yardım kolu, gezi kolu v.b) ait olduğumuzu gösteren plastikten kartlar ve daha aklıma şu anda gelmeyenler

En son sevgili blog arkadaşım evdeyazar'a tekrar teşekkür ediyorum beni o günlere götürdüğü ve uzun süredir yazmadığım blogumla ilgilenmemi sağladığı için. 

Bunlar da ilginizi cekebilir :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...