28 Kasım 2016 Pazartesi

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Yorumu: Aynadaki Adam / Hasan Saraç

Herkese Merhaba,

Çok uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim. Bu aralar kitap okuma konusunda da blogum ile ilgilenme konusunda da çok kötüyüm  farkındayım.  Ama artık silkelenme ve kalkma vakti gelmiştir. Bugün de güzel bir kitapla karşınıza geldim.

Kitabımızın adı "Aynadaki Adam"

Hasan Saraç imzalı kitabımız Postiga Yayınları tarafından yayınlanmış.

Yazarımızı daha önce blogumda sizlere "13Saat+1ömür " kitabı ile tanıtmıştım. Beğeni toplayan bu kitaptan sonra şimdi de yeni kitabı ile karşımızda.

Bu kitap polisiye bir kitap olarak görünse de içinde her türlü duyguyu barındırıyor. Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse;

Yonca, başarılı bir polis memurudur.  Bir gün polis ajansından babasının vurulduğu haberini görür. Yıllardır görmediği babasının.Bu dakikadan sonra Yonca için zor günler başlar. Çünkü hem babasını vuran kişi/kişileri bulması gerekmektedir, hem de babasının yıllar önce neden gittiğini ve aramadığını öğrenmesi gerekmektedir.

Babası hastanede ölüm kalım mücadelesi verirken, Yonca araştırmalarına başlar. Babasının evini öğrenir. Bu eve gittiğinde öğrendiği gerçekler onu hem şaşırtır hem de duygusallaştırır. Babası ile arasındaki ilişkiyi başka bir boyuta taşıyacak gerçeklerdir bunlar. Ayrıca araştırmaları sırasında ona yardımcı olmak isteyen babasını tanıyan kişiler çıkar karşısına. Bu kişiler kimdir ve niye ona yardım etmek istemektedirler? Onlara güvenmeli midir? Yoksa babasının vurulmasının bu kişilerle ilgisi var mıdır? Peki, Yonca’nın babası yoğun bakımdan çıkıp her şeyi kendisi anlatacak mıdır?

Farklı bir tarz “Aynadaki Adam”. Yazarın anlatımı akıcı ve sade, bu da okuyucu yormuyor. Finali bende kitabın devamı gelecek hissi uyandırdı. Umarım öyle olur ama tabi ki bunu en iyi yazarımız bilir.

Bu arada yazarımızın yeni kitabı çıkmış. Benden haber vermesi...

Keyifli okumalar…

10 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Tanıtımı: Normal - Jale Demirdöğen



Herkese Merhaba!

Çok sevdiğim yazarım Jale Demirdöğen'in yepyeni kitabıçok yakında raflardaki yerini alacak. Merakla beklenen kitabın "Nemesis Kitap" tanıtımını sizlerle paylaşıyorum.

"Günahlarının çektirdiği acıdan başı dönen insanların kafaları çabuk karışır Elif. Korku, önemsiz şeyleri bile önemli kılar. Korkaklar, en saçma, en akıl dışı ve imkânsız şeylerden bile korkunç gerçeklikler yaratmaya meyillidirler."


Sakın bana ne yapacağımı söyleme!
Ne yaptığımı, ona sakın söyleme!
Şimdi ne yapacağım, bana onu söyle!
Ya da sus. Bir şey söyleme… Nasılsa neye inandıysam ona inanmaya devam edeceğim. Öyle varlıklarız ki, inanmak istemediğimize bir başkasının inandığını görmeye bile tahammülümüz yok! Bu, evrenin ve insanın yaratılışından beri böyle. Savaşlar bunun için var! Ölümler, bunun için! Ve asla yapamayacağımızı sandığımız şeylerle, bir gün onları yapabileceğimizi bilmeden yaşıyoruz… Biz, tezatlardan beslenen, çelişkilerin varlıklarıyız! Tıpkı bir katili kan tutması gibi! Korkak olan, en akıl dışı şeyden bile korkunç gerçeklikler yaratıyor! İçindeki hevesin karnını doyurmaya kalkışan, düşünme yeteneğinden yoksun, 
kör ve sağır kalıyor!
İnsandım, korkaktım, hevesliydim ve yaşadığım yer dünyaydı! Yani kimse tarafından üstlenilmemiş bir suç olmam normal!

"Kendimize ancak birilerinin 
bizi sevdiğini gördükçe katlanabiliriz."




12 Haziran 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Görme Duyma Konuşma / Daniel Palmer


Herkese Merhaba!

Daniel Palmer imzalı "Görme Duyma Konuşma" kitabının konusunu beğenen bir arkadaşım kitaptan haberdar olmamı sağladı. İzmir Kitap Fuarı'nda Koridor Yayıncılık standında kitabı görünce hemen aldım.

Yazarın, diğer kitabı "Akıl Oyunları"nı okumadığım için bu konuda bir karşılaştırma yapamayacağım. Ancak, bu türde okuduğum diğer kitaplarla karşılaştırma yaparsam orta düzey bir kitap diyebilirim. Özellikle kitabın ilk sayfaları bu yorumu yapmam da etken. Olaylarda fazla detaya girilmesi, hikayeye giren her karakter hakkında biyografi yazar gibi bilgi verilmesi okuyucuyu kitaptan uzaklaştırıyor. John'un yabancı birinden aldığı telefon daha önce gelse, karakterlere ait bilgiler de olayların akışı için de verilse hikayeyi en başında daha hareketli yapabilirdi diye düşünüyorum. 

Konudan kısaca bahsedecek olursak, Ruby ölümcül bir hastalığa yakalanır. Tedavi masraflarını karşılamak için John ve Ruby'in yeterli parası yoktur. Bir çok yola başvururlar. Ancak sonun da tedaviyi karşılamak için bir yol bulurlar. Ruby bu konuda tereddüt yaşasa da John hiçbir sorun olmadığını söyler. Ta ki tehlikeli bir oyunu başlatan telefon gelene kadar...

Bu telefondan sonra neler olacak, John ve Ruby'in hayatı nasıl değişecek? Kitabın hareketli kısımları hızlı bir şekilde okunacak düzeyde. Kitabın final sahnesi de oldukça ilginç. O sahneye gelince ye kadar telefondaki sesin kime ait olduğu inanın belli değil. Bu da kitap için kocaman bir artı. Sadece keşke bunca olaydan sonra final sahnesi belli bir amaca bağlansaydı. John'un geçmişini de ilgilendiren bir amaç olsaydı daha ilginç ve daha sağlam bir son olabilirdi. Söylemeden geçmek istemediğim bir konu daha var. Kitabın ismi, yaşanan olaylarla o kadar uyumlu ki. Spoiler olmaması için detaya giremiyorum...

Yazarımız, bu kitapta hepimize çok önemli bir soru soruyor. Sevdiklerimize "Seni Çok Seviyorum" diyoruz ya. İşte bu sevginiz ne kadar güçlü. Sevdiğiniz bir insan için neler yapabilirsiniz? Onun hayatını kurtarmak için tanımadığınız başka hayatlara son verebilir misiniz? ya da bu hayatlara son verilmesine göz yumar mısınız? Bu kitabı okurken aynı zamanda bu soruları da kendinize sorarken bulacaksınız. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. 

Okuduysanız veya okuduktan sonra yorumlarınızı bırakabilirsiniz. Böylece kitap hakkında fikirlerimizi de paylaşmış oluruz.

Keyifli okumalar...

20 Nisan 2016 Çarşamba

İzmir Kitap Fuarı Alışverişi 1: Algernon'a Çiçekler / Daniel Keyes


Kitap Adı:  Algernon'a Çiçekler

Yazar Adı: Daniel Keyes

Yayınevi: Koridor Yayıncılık

Sayfa Sayısı: 325

Arka Kapak Yazısı

Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. 

5 Nisan 2016 Salı

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.
İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.
Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.
Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.
Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Mart 2016 Salı

İyi ki Doğdun "Kalemimden Yazılar"


Aslında bu yazı biraz geç kaldı.  Yeni fırsat bulabildim bilgisayara oturmaya. Evet 28 Mart benim blogumun doğum günü.

İyi ki doğdun "Kalemimden Yazılar"

Tam 3 sene önce başladı herşey. Çok güzel insanlar tanıdım, paylaşımlarda bulundum, öğrendim, bazen de fikir verdim. Harika takipçilerim oldu. Hepinize çok teşekkür ederim.

En önemlisi de öğrendim ki blogunuza emek vermeden  başaramazsınız. Yoğun hayatımdan dolayı yazı sıklığı çok fazla değil, biliyorum. Ama benden vazgecmediginiz için de ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Ben hep burda olacağım, umarım uzun yıllar bu günü beraber kutlarız.

Görüşmek üzere...

Doğum günün kutlu olsun "Kalemimden Yazılar"

17 Mart 2016 Perşembe

Kitap Yorumu: Kelebeğin Hayat Sırları / Nil Karaibrahimgil


Herkese Merhaba!

Uzun bir aradan sonra güzel bir kitapla karşınızdayım. Bu arada beni ve blogumu yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim. Her zaman burada olun, ben de daha sık buralarda olacağım...

Kelebeğin Hayat Sırları kitabını instagram'da @doğankitap ve @bumerangnet'in birlikte bloggerlar arasında düzenledikleri bir yarışmada kazandım. Nil Karaibrahimgil'in renkli kişiliğini tanıyordum ama kitap hakkında fazla bilgim yoktu. Okuduktan sonra iyi ki katılmışım iyi ki kazanmışım dedim. Emeğine sağlık Nil...

Öğrendim ki, hurriyet.com.tr de yazıyormuş Nil, Ben maalesef okumamıştım oradaki yazılarını. Ama iyi ki okumamışım, şimdi elimdeki kitapta tüm yazıları mevcut. Beklemeden hepsini bir arada okudum. Bundan sonra takipteyim kendisini.

En rahat kıyafetlerinizi giyip, evinizin en rahat kanepesine oturdunuz. Toplayın şimdi ayaklarınızı, yanınızdaki sehpada da sıcak bir fincan kahve. Elinizde Nil'in kitabı. Başladınız sayfaları çevirmeye. Neler mi okuyorsunuz?

Kısa kısa bir çok yazı var. Hikaye değil bunlar, hepsi Nil'in duyguları, düşünceleri. O kadar güzel aktarmış ki duygularını cümlelere. Okurum sıkılmadan, zorlanmadan okusun, ben nasıl keyifle yazdıysam onlar da aynı keyifle okusun bu satırları demiş sanki. Hayatından da bahsetmiş Nil, bazen oğlundan, bazen kendinden. Keşke'leri çıkarın hayatınızdan demiş, iyiki'leri koyun yerine, 10 saniye oyununa davet etmiş bizi. 

Hayatına 7.5 dakika katmak isteyenlere tavsiyeleri aktarmış, kadına şiddetin cezası ağır olmalı demiş. Oğlu 1 yaşını doldurduğunda neler hissettiğinden bahsetmiş ve kitabın ilk yazısı "Gençliğime Sevgilerimle" diyerek geçmişine güzel bir mektup yazmış. Hepsini de duygularını katarak sevgiyle yazmış. En sevdiğim bölüm ise "Modern Hayat İçin 10 Erdem Listesi". Mutlaka okunması gereken bir yazı olduğunu üzerine basarak söylüyorum.

Hani sehpanın üzerinde sıcak bir fincan kahven vardı ya. Haberin olsun soğudu o kahve. Çünkü sayfaların arasına öyle bir daldın ki unuttun bir yudum içmeyi.

Anlatımı, yazım dili sade ve akıcı. Kısacası içinden ne geliyorsa nasıl geliyorsa öyle yazmış. Çok da güzel yazmış. takip edenler bilir yazılarını, nasıl yazdığını. O keyfi tüm yazılar bir aradayken yaşamak daha da keyifli olsa gerek.

Ben çok beğendim kitabı ve Nil'in yazılarını. Her konuya değinerek, ama okuyucuyu sıkmadan, kendinden vazgeçirmeden yazmak daha zordur. Kalemine, emeğine sağlık Nil Karaibrahimgil. Sen yazmaya devam et, biz de seni okumaya...

Keyifli okumalar...

Arka kapak Yazısı

17 yaşıma dönseydim, kendime şunları söylerdim: En önemli şey aşk; onu doya doya yaşa!

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır? Van Gogh olmak nasıldır? İkinci Dünya Savaşı'na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Her gün şükret. Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir; kim bilir. Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. Abart. Çoğalt. Parlat. Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikâyelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.


Bunlar da ilginizi cekebilir :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...