6 Ekim 2018 Cumartesi

9 Ekim’de Keşfedilmeyi Bekleyen Binlerce Kampanya!

Metro, faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de işini özveriyle yapan işletme sahiplerini desteklemek için 9 Ekim Kendi İşim Günü’nü düzenliyor. Metro Türkiye, herkesi cazip kampanyalardan faydalanmaya davet ediyor.
Metro, her yıl Ekim ayının ikinci Salı günü, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerle birlikte Kendi İşim Günü’nü kutluyor. Bu yıl 9 Ekim’de gerçekleştirilecek olan Kendi İşim Günü kapsamında Metro, kendini işine adayan, Metro müşterisi olsun ya da olmasın tüm işletme sahiplerine destek olmayı ve farkındalık yaratmayı hedefliyor.
                                                   
Kendi İşim Günü’ne katılmak isteyen farklı sektörlerden işletme sahipleri, www.kendiisimgunu.com.tr internet sitesi üzerinden 9 Ekim’e özel kampanyalarını oluşturuyor, kampanyalar yayımlandığı anda haritada yerini alıyor. Tamamen ücretsiz olan bu tanıtım sayesinde küçük işletmeler, daha fazla kişiye ulaşarak yeni müşteri kazanma fırsatı yakalıyor.
                                                                                                  
Metro’nun Kendi İşim Günü için internet sitesi üzerinden şu ana kadar binlerce kampanya girişi yapıldı. Restorandan pastaneye, konaklamadan etkinliğe kadar uzanan 8 farklı kategoride, birbirinden cazip fırsatlardan yararlanmak isteyen herkes gibi siz de, internet sitesini ziyaret ederek, harita özelliği sayesinde bulunduğunuz şehirdeki kampanyaları keşfedebilir, sunulan fırsatlardan yararlanabilirsiniz.
9 Ekim tarihini bir kanara not edin, Türkiye’nin dört bir yanındaki küçük işletmelere ait binlerce kampanyadan siz de yararlanın! Hemen www.kendiisimgunu.com.tr’yi ziyaret edin, Metro ile Kendi İşim Günü’nü kutlamalarına siz de katılın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Mayıs 2018 Perşembe

Kitap Yorumu: O İyi Mi? - Jale Demirdöğen


"Birine kavuşmak için kendini terk ettiysen, kendinle yeniden buluşmak için birinden ayrılman gerekecek."

Herkese Merhaba.

Çok uzun aradan sonra çok sevdiğim ve kendisine saygı duyduğum yazarım Jale DEMİRDÖĞEN’in son romanı “O iyi mi?” ile karşınızdayım.  İzmir kitap fuarında imza gününe katıldım. Yine herkese saygılı, içten ve çok samimiydi. Jale Hanım'ı kitaplarıyla tanımam 2013 yılına kadar gider ama onunla konuşma cesareti 2015 yılında gelmişti bana.  “HAYAL” kitabının blog turunu yapmıştık arkadaşlarımla. Bu vesile ile yüz yüze konuşabilmiştim kendisiyle 2015 kitap fuarında. Bu sene beni hatırlaması ve bana ismimle hitap etmesi beni o kadar mutlu etti ki kelimelerle anlatamam. Çok teşekkür ederim Jale Hanım.

Yepyeni kitabı “O iyi mi?” isimli romanını merakla bekledim tüm okuyucuları gibi. Yine harika bir kitap bekliyordu bizi emindim. Sonunu merak edeceğim ama bitmesini hiç istemeyeceğim. Ciltli kapakla karşımıza çıktı “O iyi mi?” Kapak tasarımı konusuyla bütünleşiyordu. Kitabın son sayfalarındaki “NORMAL” kitabının ön okuması muhteşem düşünülmüş söylemeden geçemeyeceğim.

“O iyi mi?” kaç kişi için sordunuz bu soruyu hayatınızda, kaç kişiyi bu soruyu soracak kadar merak ettiniz? Çok yoğun yaşamak gerek duyguları bu soruyu sormak için bence. Jale Hanım da yoğun duygularla yazmış bu kitabı ve her satırında hissettiriyor okuyucularına. Keşke anlatabilseydim size hangi satırda gözyaşlarımı tutamadığımı, hangi satırda gülümsediğimi, hangi satırda duyguları en yoğun yaşadığımı. Bukra’yı, Ceren’i, Arda'yı ve en çok da Esila’yı. Bence okuyarak tanışın onlarla.  Başkalarının anlattıklarıyla değil, kendi anlattıkları, yaşadıkları ve hissettikleri ile tanıyın bu karakterleri ve sürprize hazırlıklı olun. 

Konuyu anlatırken detaylara giremeyeceğim için bunu yapmak istemiyorum. Çünkü tüm detaylar satırlarda gizli. Hele bir bölüm var ki  o kısma geldiğimde “Nasıl yani?” “Yok canım olamaz böyle bir şey” “Gerçekten mi” “Hadi canım” gibi soruları arka arkaya sordum kendi kendime. Soruları sormaya devam ederken bambaşka bir şey karşıladı beni. “Ne yani şimdi....” “Okuduklarım” “Süpermiş” gibi tepkilerle devam ettim geri kalan kısma.

Merak ettiğim için hızlı hızlı okudum satırları ama bitmesini de istemedim hiç. Muhteşem bir sonla bitti bu muhteşem kitap. Kurgusuyla ve konusuyla tavsiye edeceğim bir kitap mutlaka okuyun. 

Keyifli okumalar.

"Biri çekip gidince, yazı seçip ayırıyor ve kalana takvimlerin güzlerini bırakıyor."

3 Haziran 2017 Cumartesi

Kitap Yorumu: Mevsim Apartmanı - Sumru Uzun

mevsim apartmanı kitap ile ilgili görsel sonucu

Herkese Merhaba!

Uzun bir aradan sonra sizlerle birlikte olmak harika. 

Bugün Sumru Uzun imzalı Mevsim Apartmanı kitabından bahsedeceğim. Sumru Uzun'u bir çoğunuz @fiyonkmakarna ismi ile instagramdan takip ediyorsunuzdur. Ben de takipçilerinden biriyim. Kitabının çıktığını duyunca okumak için epey meraklandım. Hatta İzmir Kitap Fuarı'nda kendisine imzalatma hayalim vardı. Ancak imza günü hafta içi olunca ben de çalışıyor olunca malesef sadece kitabını almak ve okumakla yetinmek zorunda kaldım.

Kitap toplam 12 hikayeden oluşuyor ve mevsim apartmanında geçiyor. Ocak, Şubat, Mart...... Aralık'a kadar her ay için bir hikaye yazılmış. Aralarında beni çok etkileyen hikayeler olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Hepsi hayatın içinden kahramanlarla yazılmış çok doğal hikayeler.

Kitabı okurken ben çok keyif aldım. Düşündüren, ağlatan, güldüren hikayelerin içinde kendinizden de bir şeyler bulacağınıza eminim. Sayfalar su gibi akıp gidiyor. Yalın ve içten anlatımı kolay okunmasını da sağlıyor. 

 Merak ettiyseniz ve hikayelerden hoşlanıyorsanız, okuyun derim.

Keyifli okumalar...

Arka Kapak Yazısı

Mevsim Apartmanı, on iki farklı öykü, bu öykülere renk katan birbirinden farklı objeler ve karakterlerle okura kapısını aralıyor. Her öykünün temelinde iyiliği, umudu ve hayatın güzelliklerini hatırlatan minik ipuçları var. Farklı öyküler ve karakterlerle insanların yaşanmışlıklarına, anılarına ve yüreklerine dokunacak bir kitap. “Lütfen kemerlerinizi bağlayınız ve koltuğunuzu dik duruma getiriniz. Mevsim Apartmanı’nda duygusal bir yolculuğa başlıyoruz.”

7 Mart 2017 Salı

Kitap Yorumu: Şans Kurabiyem - Sinem Çelebioğlu


Herkese Merhaba!

Bugün çok lezzetli bir kapak görüntüsü olan "Şans Kurabiyem"isimli kitaptan bahsedeceğim.  Çok yeni bir kitap. Ocak 2017'de piyasaya çıktı. Yazarımız Sinem Çelebioğlu ve yazarın ilk kitabı. Ağır kitapları okumaktan sıkılıyorsanız, okuduğum kitap kafamı fazla yormasın ve keyifli bir şekilde okuyayım diyorsanız "Şans Kurabiyem" tam size tavsiye edilecek bir kitap. Aslında iki kitap :) neden mi?

Mavi, baş karakterimiz. Hayatında yaşadığı bazı olumsuzluklar yüzünden depresyona giriyor. Arkadaşlarından ve ailesinden kendini soyutlayıp, odasına kapanıyor. Çalıştığı dönemde bir yayın evinde editörlük yapmış. Bu bilgi birikimini kullanarak kitap yazmaya başlıyor. Depresyondan yazarak kurtulmaya çalışıyor. Yazdığı hikaye kendi hayatıyla paralel gidiyor. Aslında yaşamak istedikleri ağır basıyor bu hikayede. Ve işte bizler de bu yüzden iki kitap okumuş gibi oluyoruz. Bu iyi mi, kötü mü? Okuyucuya göre değişir diye düşünerek kendi yorumu mu yapmıyorum.

Sinem Çelebioğlu genç bir yazar. Yazarın ilk kitabı olduğu için bazı aksaklıklar var diye düşünüyorum. Karakterleri çok doğal. Özellikle Duru'yu çok sevdim. Anlatımı oldukça sade. Bu da kitabı okumayı kolaylaştırıyor. Bu tür kitap sevenler, tercihiniz olabilir.

Sinem Çelebioğlu'na da başarılar diler, diğer kitaplarını merakla beklediğimi de yazmadan geçemiyorum...

Keyifli okumalar...

Kitap Tanıtımından

Hayallerine ulaşmayı mı, gerçeklerle yaşamayı mı seçersin?

Hüznün, kahkaha tufanına dönüştüğü iç içe iki hikâye. Sinem Çelebioğlu’nun ilk romanı Şans Kurabiyem ile sevme, affetme ve umut etmeye dair sıcacık bir yolculuğa çıkacaksınız. Siz hiç kendi hayatınızı yeniden yazmak istediniz mi? Mavi istedi...

Ve uyku tutmayan bir kış sabahı, geçti bilgisayarının başına. Serbest bıraktı parmaklarını klavyenin üzerinde. Yazdı, yazdı, yazdı...

Geçmişinde neyi yanlış yaptıysa değiştirmek için, anılarından kimi silmesi gerekiyorsa unutmak için ve kimi kazanmak istiyorsa tanışmak için...

Ve sayfalar doldukça hayallerle, gerçeklerin peşinden gitmenin önemini de öğrenecekti.

2 Mart 2017 Perşembe

Merhaba "İLKBAHAR"

 



Herkese Merhaba.

Daha önce yazdığım ve yayınlanan bir ilkbahar yazısı ile hem bahara hem de sizlere "MERHABA" demek istedim. 

Şimdi düşünün küçük bir tepenin üzerindesiniz. Gökyüzü masmavi ve çok ufak bembeyaz bulutlar gökyüzünü süslüyor. Hayır yağmur yok ama üzerine bastığınız çimenler hala biraz ıslak. Sanırım bir hafta önce yağmur yağdı. Yağmurlar henüz tamamen kesilmiş değil hatta kendine özgü ismi de var. Büyük bir ağacın gölgesinde duruyorsunuz. Yüzünüze vuran hafif esinti bu ağacın yapraklarını da hareket ettiriyor. Ağacın yapraklarından gelen sesle rüzgarın sesi birleşince doğanın tatlı bir melodisini dinliyorsunuz.

Yere serdiğiniz örtüye oturuyorsunuz şimdi. Çimenler hala hafif ıslak demiştik ama olsun soğuk gelmiyor size. Küçük sarı bir çiçek merhaba diyor ayağınızın yanından. Eğilip bu güzelliğe bakarken minik böcekleri görüyorsunuz. Sanki yollarını kaybetmişler, nereye gittikleri belli değil. Sol tarafınızda başka bir çiçek görüyorsunuz şimdi. Beyaz yaprakları üzerinde sarı ince çizgiler var. Hiçbirini koparmıyorsunuz çünkü onlar da nefes alıyor diye düşünüyorsunuz. Kendinizde derin bir nefes alıyorsunuz.

Doğanın tüm kokusunu içinize çekiyorsunuz, çimenlerin, çiçeklerin, hatta önüne oturduğunuz ağacın kokusu bile doluyor içinize. Hafif bir esinti devam ediyor hala. Hayır üşümüyorsunuz, sıcak da değil hava. Minik bir kelebek geçiyor önünüzden şimdi. Renklerine baksanıza doğanın tüm renkleri üzerinde sanki. Bir günlük ömrü olması ne kadar üzücü derken bir hüzün kaplıyor içinizi. Yine hafif esen o tatlı rüzgar gülümsetiyor yüzünüzü.

Ağaçları, yeşili, çiçekleri yani tüm doğayı seviyorsunuz. En çok da bu İLKBAHAR mevsiminde yüzünüze vuran bu tatlı ve hafif esintiyi. Tüm mevsimleri mutlu geçirmeniz dileğimle...

28 Kasım 2016 Pazartesi

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Yorumu: Aynadaki Adam / Hasan Saraç

Herkese Merhaba,

Çok uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim. Bu aralar kitap okuma konusunda da blogum ile ilgilenme konusunda da çok kötüyüm  farkındayım.  Ama artık silkelenme ve kalkma vakti gelmiştir. Bugün de güzel bir kitapla karşınıza geldim.

Kitabımızın adı "Aynadaki Adam"

Hasan Saraç imzalı kitabımız Postiga Yayınları tarafından yayınlanmış.

Yazarımızı daha önce blogumda sizlere "13Saat+1ömür " kitabı ile tanıtmıştım. Beğeni toplayan bu kitaptan sonra şimdi de yeni kitabı ile karşımızda.

Bu kitap polisiye bir kitap olarak görünse de içinde her türlü duyguyu barındırıyor. Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse;

Yonca, başarılı bir polis memurudur.  Bir gün polis ajansından babasının vurulduğu haberini görür. Yıllardır görmediği babasının.Bu dakikadan sonra Yonca için zor günler başlar. Çünkü hem babasını vuran kişi/kişileri bulması gerekmektedir, hem de babasının yıllar önce neden gittiğini ve aramadığını öğrenmesi gerekmektedir.

Babası hastanede ölüm kalım mücadelesi verirken, Yonca araştırmalarına başlar. Babasının evini öğrenir. Bu eve gittiğinde öğrendiği gerçekler onu hem şaşırtır hem de duygusallaştırır. Babası ile arasındaki ilişkiyi başka bir boyuta taşıyacak gerçeklerdir bunlar. Ayrıca araştırmaları sırasında ona yardımcı olmak isteyen babasını tanıyan kişiler çıkar karşısına. Bu kişiler kimdir ve niye ona yardım etmek istemektedirler? Onlara güvenmeli midir? Yoksa babasının vurulmasının bu kişilerle ilgisi var mıdır? Peki, Yonca’nın babası yoğun bakımdan çıkıp her şeyi kendisi anlatacak mıdır?

Farklı bir tarz “Aynadaki Adam”. Yazarın anlatımı akıcı ve sade, bu da okuyucu yormuyor. Finali bende kitabın devamı gelecek hissi uyandırdı. Umarım öyle olur ama tabi ki bunu en iyi yazarımız bilir.

Bu arada yazarımızın yeni kitabı çıkmış. Benden haber vermesi...

Keyifli okumalar…

10 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Tanıtımı: Normal - Jale Demirdöğen



Herkese Merhaba!

Çok sevdiğim yazarım Jale Demirdöğen'in yepyeni kitabıçok yakında raflardaki yerini alacak. Merakla beklenen kitabın "Nemesis Kitap" tanıtımını sizlerle paylaşıyorum.

"Günahlarının çektirdiği acıdan başı dönen insanların kafaları çabuk karışır Elif. Korku, önemsiz şeyleri bile önemli kılar. Korkaklar, en saçma, en akıl dışı ve imkânsız şeylerden bile korkunç gerçeklikler yaratmaya meyillidirler."


Sakın bana ne yapacağımı söyleme!
Ne yaptığımı, ona sakın söyleme!
Şimdi ne yapacağım, bana onu söyle!
Ya da sus. Bir şey söyleme… Nasılsa neye inandıysam ona inanmaya devam edeceğim. Öyle varlıklarız ki, inanmak istemediğimize bir başkasının inandığını görmeye bile tahammülümüz yok! Bu, evrenin ve insanın yaratılışından beri böyle. Savaşlar bunun için var! Ölümler, bunun için! Ve asla yapamayacağımızı sandığımız şeylerle, bir gün onları yapabileceğimizi bilmeden yaşıyoruz… Biz, tezatlardan beslenen, çelişkilerin varlıklarıyız! Tıpkı bir katili kan tutması gibi! Korkak olan, en akıl dışı şeyden bile korkunç gerçeklikler yaratıyor! İçindeki hevesin karnını doyurmaya kalkışan, düşünme yeteneğinden yoksun, 
kör ve sağır kalıyor!
İnsandım, korkaktım, hevesliydim ve yaşadığım yer dünyaydı! Yani kimse tarafından üstlenilmemiş bir suç olmam normal!

"Kendimize ancak birilerinin 
bizi sevdiğini gördükçe katlanabiliriz."




Bunlar da ilginizi cekebilir :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...