7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
haydar-colakoglu-teb
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Yorumu: Aynadaki Adam / Hasan Saraç

Herkese Merhaba,

Çok uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim. Bu aralar kitap okuma konusunda da blogum ile ilgilenme konusunda da çok kötüyüm  farkındayım.  Ama artık silkelenme ve kalkma vakti gelmiştir. Bugün de güzel bir kitapla karşınıza geldim.

Kitabımızın adı "Aynadaki Adam"

Hasan Saraç imzalı kitabımız Postiga Yayınları tarafından yayınlanmış.

Yazarımızı daha önce blogumda sizlere "13Saat+1ömür " kitabı ile tanıtmıştım. Beğeni toplayan bu kitaptan sonra şimdi de yeni kitabı ile karşımızda.

Bu kitap polisiye bir kitap olarak görünse de içinde her türlü duyguyu barındırıyor. Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse;

Yonca, başarılı bir polis memurudur.  Bir gün polis ajansından babasının vurulduğu haberini görür. Yıllardır görmediği babasının.Bu dakikadan sonra Yonca için zor günler başlar. Çünkü hem babasını vuran kişi/kişileri bulması gerekmektedir, hem de babasının yıllar önce neden gittiğini ve aramadığını öğrenmesi gerekmektedir.

Babası hastanede ölüm kalım mücadelesi verirken, Yonca araştırmalarına başlar. Babasının evini öğrenir. Bu eve gittiğinde öğrendiği gerçekler onu hem şaşırtır hem de duygusallaştırır. Babası ile arasındaki ilişkiyi başka bir boyuta taşıyacak gerçeklerdir bunlar. Ayrıca araştırmaları sırasında ona yardımcı olmak isteyen babasını tanıyan kişiler çıkar karşısına. Bu kişiler kimdir ve niye ona yardım etmek istemektedirler? Onlara güvenmeli midir? Yoksa babasının vurulmasının bu kişilerle ilgisi var mıdır? Peki, Yonca’nın babası yoğun bakımdan çıkıp her şeyi kendisi anlatacak mıdır?

Farklı bir tarz “Aynadaki Adam”. Yazarın anlatımı akıcı ve sade, bu da okuyucu yormuyor. Finali bende kitabın devamı gelecek hissi uyandırdı. Umarım öyle olur ama tabi ki bunu en iyi yazarımız bilir.

Bu arada yazarımızın yeni kitabı çıkmış. Benden haber vermesi...

Keyifli okumalar…

10 Ekim 2016 Pazartesi

Kitap Tanıtımı: Normal - Jale Demirdöğen



Herkese Merhaba!

Çok sevdiğim yazarım Jale Demirdöğen'in yepyeni kitabıçok yakında raflardaki yerini alacak. Merakla beklenen kitabın "Nemesis Kitap" tanıtımını sizlerle paylaşıyorum.

"Günahlarının çektirdiği acıdan başı dönen insanların kafaları çabuk karışır Elif. Korku, önemsiz şeyleri bile önemli kılar. Korkaklar, en saçma, en akıl dışı ve imkânsız şeylerden bile korkunç gerçeklikler yaratmaya meyillidirler."


Sakın bana ne yapacağımı söyleme!
Ne yaptığımı, ona sakın söyleme!
Şimdi ne yapacağım, bana onu söyle!
Ya da sus. Bir şey söyleme… Nasılsa neye inandıysam ona inanmaya devam edeceğim. Öyle varlıklarız ki, inanmak istemediğimize bir başkasının inandığını görmeye bile tahammülümüz yok! Bu, evrenin ve insanın yaratılışından beri böyle. Savaşlar bunun için var! Ölümler, bunun için! Ve asla yapamayacağımızı sandığımız şeylerle, bir gün onları yapabileceğimizi bilmeden yaşıyoruz… Biz, tezatlardan beslenen, çelişkilerin varlıklarıyız! Tıpkı bir katili kan tutması gibi! Korkak olan, en akıl dışı şeyden bile korkunç gerçeklikler yaratıyor! İçindeki hevesin karnını doyurmaya kalkışan, düşünme yeteneğinden yoksun, 
kör ve sağır kalıyor!
İnsandım, korkaktım, hevesliydim ve yaşadığım yer dünyaydı! Yani kimse tarafından üstlenilmemiş bir suç olmam normal!

"Kendimize ancak birilerinin 
bizi sevdiğini gördükçe katlanabiliriz."




12 Haziran 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Görme Duyma Konuşma / Daniel Palmer


Herkese Merhaba!

Daniel Palmer imzalı "Görme Duyma Konuşma" kitabının konusunu beğenen bir arkadaşım kitaptan haberdar olmamı sağladı. İzmir Kitap Fuarı'nda Koridor Yayıncılık standında kitabı görünce hemen aldım.

Yazarın, diğer kitabı "Akıl Oyunları"nı okumadığım için bu konuda bir karşılaştırma yapamayacağım. Ancak, bu türde okuduğum diğer kitaplarla karşılaştırma yaparsam orta düzey bir kitap diyebilirim. Özellikle kitabın ilk sayfaları bu yorumu yapmam da etken. Olaylarda fazla detaya girilmesi, hikayeye giren her karakter hakkında biyografi yazar gibi bilgi verilmesi okuyucuyu kitaptan uzaklaştırıyor. John'un yabancı birinden aldığı telefon daha önce gelse, karakterlere ait bilgiler de olayların akışı için de verilse hikayeyi en başında daha hareketli yapabilirdi diye düşünüyorum. 

Konudan kısaca bahsedecek olursak, Ruby ölümcül bir hastalığa yakalanır. Tedavi masraflarını karşılamak için John ve Ruby'in yeterli parası yoktur. Bir çok yola başvururlar. Ancak sonun da tedaviyi karşılamak için bir yol bulurlar. Ruby bu konuda tereddüt yaşasa da John hiçbir sorun olmadığını söyler. Ta ki tehlikeli bir oyunu başlatan telefon gelene kadar...

Bu telefondan sonra neler olacak, John ve Ruby'in hayatı nasıl değişecek? Kitabın hareketli kısımları hızlı bir şekilde okunacak düzeyde. Kitabın final sahnesi de oldukça ilginç. O sahneye gelince ye kadar telefondaki sesin kime ait olduğu inanın belli değil. Bu da kitap için kocaman bir artı. Sadece keşke bunca olaydan sonra final sahnesi belli bir amaca bağlansaydı. John'un geçmişini de ilgilendiren bir amaç olsaydı daha ilginç ve daha sağlam bir son olabilirdi. Söylemeden geçmek istemediğim bir konu daha var. Kitabın ismi, yaşanan olaylarla o kadar uyumlu ki. Spoiler olmaması için detaya giremiyorum...

Yazarımız, bu kitapta hepimize çok önemli bir soru soruyor. Sevdiklerimize "Seni Çok Seviyorum" diyoruz ya. İşte bu sevginiz ne kadar güçlü. Sevdiğiniz bir insan için neler yapabilirsiniz? Onun hayatını kurtarmak için tanımadığınız başka hayatlara son verebilir misiniz? ya da bu hayatlara son verilmesine göz yumar mısınız? Bu kitabı okurken aynı zamanda bu soruları da kendinize sorarken bulacaksınız. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. 

Okuduysanız veya okuduktan sonra yorumlarınızı bırakabilirsiniz. Böylece kitap hakkında fikirlerimizi de paylaşmış oluruz.

Keyifli okumalar...

20 Nisan 2016 Çarşamba

İzmir Kitap Fuarı Alışverişi 1: Algernon'a Çiçekler / Daniel Keyes


Kitap Adı:  Algernon'a Çiçekler

Yazar Adı: Daniel Keyes

Yayınevi: Koridor Yayıncılık

Sayfa Sayısı: 325

Arka Kapak Yazısı

Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. 

5 Nisan 2016 Salı

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.
İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.
Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.
Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.
Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Mart 2016 Salı

İyi ki Doğdun "Kalemimden Yazılar"


Aslında bu yazı biraz geç kaldı.  Yeni fırsat bulabildim bilgisayara oturmaya. Evet 28 Mart benim blogumun doğum günü.

İyi ki doğdun "Kalemimden Yazılar"

Tam 3 sene önce başladı herşey. Çok güzel insanlar tanıdım, paylaşımlarda bulundum, öğrendim, bazen de fikir verdim. Harika takipçilerim oldu. Hepinize çok teşekkür ederim.

En önemlisi de öğrendim ki blogunuza emek vermeden  başaramazsınız. Yoğun hayatımdan dolayı yazı sıklığı çok fazla değil, biliyorum. Ama benden vazgecmediginiz için de ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Ben hep burda olacağım, umarım uzun yıllar bu günü beraber kutlarız.

Görüşmek üzere...

Doğum günün kutlu olsun "Kalemimden Yazılar"

17 Mart 2016 Perşembe

Kitap Yorumu: Kelebeğin Hayat Sırları / Nil Karaibrahimgil


Herkese Merhaba!

Uzun bir aradan sonra güzel bir kitapla karşınızdayım. Bu arada beni ve blogumu yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ederim. Her zaman burada olun, ben de daha sık buralarda olacağım...

Kelebeğin Hayat Sırları kitabını instagram'da @doğankitap ve @bumerangnet'in birlikte bloggerlar arasında düzenledikleri bir yarışmada kazandım. Nil Karaibrahimgil'in renkli kişiliğini tanıyordum ama kitap hakkında fazla bilgim yoktu. Okuduktan sonra iyi ki katılmışım iyi ki kazanmışım dedim. Emeğine sağlık Nil...

Öğrendim ki, hurriyet.com.tr de yazıyormuş Nil, Ben maalesef okumamıştım oradaki yazılarını. Ama iyi ki okumamışım, şimdi elimdeki kitapta tüm yazıları mevcut. Beklemeden hepsini bir arada okudum. Bundan sonra takipteyim kendisini.

En rahat kıyafetlerinizi giyip, evinizin en rahat kanepesine oturdunuz. Toplayın şimdi ayaklarınızı, yanınızdaki sehpada da sıcak bir fincan kahve. Elinizde Nil'in kitabı. Başladınız sayfaları çevirmeye. Neler mi okuyorsunuz?

Kısa kısa bir çok yazı var. Hikaye değil bunlar, hepsi Nil'in duyguları, düşünceleri. O kadar güzel aktarmış ki duygularını cümlelere. Okurum sıkılmadan, zorlanmadan okusun, ben nasıl keyifle yazdıysam onlar da aynı keyifle okusun bu satırları demiş sanki. Hayatından da bahsetmiş Nil, bazen oğlundan, bazen kendinden. Keşke'leri çıkarın hayatınızdan demiş, iyiki'leri koyun yerine, 10 saniye oyununa davet etmiş bizi. 

Hayatına 7.5 dakika katmak isteyenlere tavsiyeleri aktarmış, kadına şiddetin cezası ağır olmalı demiş. Oğlu 1 yaşını doldurduğunda neler hissettiğinden bahsetmiş ve kitabın ilk yazısı "Gençliğime Sevgilerimle" diyerek geçmişine güzel bir mektup yazmış. Hepsini de duygularını katarak sevgiyle yazmış. En sevdiğim bölüm ise "Modern Hayat İçin 10 Erdem Listesi". Mutlaka okunması gereken bir yazı olduğunu üzerine basarak söylüyorum.

Hani sehpanın üzerinde sıcak bir fincan kahven vardı ya. Haberin olsun soğudu o kahve. Çünkü sayfaların arasına öyle bir daldın ki unuttun bir yudum içmeyi.

Anlatımı, yazım dili sade ve akıcı. Kısacası içinden ne geliyorsa nasıl geliyorsa öyle yazmış. Çok da güzel yazmış. takip edenler bilir yazılarını, nasıl yazdığını. O keyfi tüm yazılar bir aradayken yaşamak daha da keyifli olsa gerek.

Ben çok beğendim kitabı ve Nil'in yazılarını. Her konuya değinerek, ama okuyucuyu sıkmadan, kendinden vazgeçirmeden yazmak daha zordur. Kalemine, emeğine sağlık Nil Karaibrahimgil. Sen yazmaya devam et, biz de seni okumaya...

Keyifli okumalar...

Arka kapak Yazısı

17 yaşıma dönseydim, kendime şunları söylerdim: En önemli şey aşk; onu doya doya yaşa!

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır? Van Gogh olmak nasıldır? İkinci Dünya Savaşı'na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Her gün şükret. Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir; kim bilir. Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. Abart. Çoğalt. Parlat. Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikâyelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.


29 Şubat 2016 Pazartesi

14. Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Tur: Cehennemin Kızıl Hakikati - Clive Barker / Kitap Yorumu


Herkese Merhaba!

14. Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Turu'na Clive Barker imzalı, Cehennemin Kızıl Hakikati kitabını konuk ettik. Kelimenin tam anlamıyla sıra dışı bir kitaptı. Stephen King'in bile "Clive Barker'ı okuyunca, daha önce okuduklarınızın gücünü sorgulayacaksınız." sözleriyle bahsettiği bu kitapta, öncelikle ne bekleyeceğimi daha doğrusu beni ne beklediğini bilmiyordum.

İlk sayfalarda, kitabın içeriği ile ilgili ön bilgiler almaya başladım. Bu nasıl bir kurgu, bu nasıl bir hayal gücü, bu nasıl bir yaratıcılıktır kitabın sonuna kadar çözemedim. Dolayısıyla, Clive Barker'ın önünde saygıyla eğilmekten başka çare yok diye düşünüyorum. Ben çözerim demeyin, hayal gücünüzün sınırlarını değil zorlasanız, geçseniz bile bu kadarını düşünemezsiniz.

Sıra dışı ve doğa üstü varlıkların bulunduğu bir olay kurgusu var. Evet, polisiye/gerilim/macera kitaplarını severek okurum. Ancak, bu kitap korku türünün en üst sınırında diyebilirim, benim şimdiye kadar okuduğum türlerin dışında. Kan, vahşet, acımasızlık oldukça fazla. Hatta bazı bölümlerinde midemin bulandığını saklamaya gerek yok.

Cehennem Rahibi ya da Pinhead denilen bir doğaüstü varlık var. Senobit de denilen bu arkadaş, yaşanan vahşetin kaynağı. Çengelleri olan bu varlık, kasaplığa özenerek, kesiyor, biçiyor, parçalıyor. Bu Senobit, bir gün ruhlarla konuşan ve gözleri görmediği halde ruhları gören Norma'yı kaçırır. Norma, Dedektif Harry D'amour'un da arkadaşıdır. Pinhead'in amacı Harry'e ulaşmaktır ve amacına ulaşmak için Norma'yı kullanır. Harry, Norma'yı bulmak için harekete geçer ve onların arkasından cehenneme gider. Cehennemde macera devam eder. 

Norma ve Harry'in sonu ne olacaktır, cehennemden kurtulacak mı? Yoksa cehennemin karanlığına gömülecekler mi?

Kitabın yazarının hayal gücü insanı gerçekten korkutuyor. Böyle bir hayal gücü nasıl oluşur diye çok merak ettim. Yazarın kısa öz geçmişine baktığımda küçük yaşlarda yaşadığı bir olayı fark ettim. Bu olay bu yaratıcılığın kaynağı mıdır bilinmez ama o yaşlarda bir çocuğu oldukça fazla etkileyecek bir durum diye düşünüyorum. Yazarın kısa öz geçmişini aşağıda sizlerle paylaştım.

Kitap hakkında benim söyleyeceklerim bunlar. Nemesis Kitap'a katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. Beni takip edenler bilir, her yorumum "Keyifli okumalar" cümlesi ile biter. Ancak bu kitapta bir değişiklik yapıyorum ve...

Korku ve gerilim dolu okumalar...


CLİVE BARKER 


Clive Barker (d. 1952,Liverpool),İngiliz yazar, yönetmen, ressam ve yapımcıdır. Livepool'un Merseyside bölgesinde doğmuştur. Annesi Ressam ve Okul Rehberlik Memuru Joan Ruby (Kızlık soyadı Revill) babas bir endüstri firmasında personel müdürü olan Leonard Barker'dir. Eğitim hayatına Dovedale ilk okulunda başlamış, Quarry Bank Lisesini tamamlayıp Liverpool üniversitesinde ingilizce ve felsefe okumuştur.
Daha 4 yaşındayken Fransız paraşütçü Léo Valentin'in bir gösterisi sırasında ölümüne tanık oldu. Daha sonra yazdığı öykülerde Valentin'i tasvir etti.
Korku Edebiyatı ile ilgili hikâyelerinin toplandığı Kan Kitapları'nın (Books of Blood) ilk üç cildini 8 aylık bir zaman dilimi boyunca akşamları ve haftasonları yazdı. Ardından,Damnation Game(Lanetleme Oyunu) romanını tamamladı. 1987'deHellraiser'ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendi. Barker, yönetmenliğe Lord of Illusions ile devam etti. Daha fazlası için tıklayın.

Ipana Perfection ile Gülüşünü Göster

Merhaba Kızlar,
Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.
Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.
Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.
Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.
Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B  3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.
Alırken farketmemiştim sonradan ağız suyunu almak için gittiğimde farkettim. İpana markası ürününe fazlasıyla güveniyor olmalı ki memnun kalmamamız halinde paramızın 2 katını iade ediyor. Açıkcası ben çok memnun kaldığım için iade etmeyi düşünmüyorum ancak sadece deneme amaçlı satın almak isteyen arkadaşlar için çok iyi bir uygulama olmuş.
Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
Sevgiler,
İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Şubat 2016 Pazartesi

14. Sonsuz Kitap Mutluluğu Blog Tur: Cehennemin Kızıl Hakikati / Clive Barker - Tanıtım


14. turumuzun konuğu korku / gerilim türündeki Cehennemin Kızıl Hakikati. Şimdi kitabımızı kısaca tanıyalım.

Kitap Adı: Cehennemin Kızıl Hakikati

Yazar Adı: Clive Barker

Sayfa Sayısı: 448

Yayınevi: Nemesis Kitap


Harry D'amour, ona gelen doğaüstü cinayet vakalarını çözümleyen bir dedektiftir. Birçok düşmanı vardır ancak bu düşmanlardan en azılısı Pinhead'dir. Pinhead'i dedektifin en azılı düşmanı yapan şeyse, ona nasıl zarar vereceğini biliyor oluşudur.

Dedektif D'amour'a iş veren, aynı zamanda hayaletlerle konuşarak doğaüstü olayları çözmesine de yardım eden arkadaşı, dedektifin gözleri önünde kaçırılır. Dedektif ise arkadaşını kurtarmak için onu kaçıran Pinhead'i evine, yani Cehennem'e kadar takip eder.

Büyük hesaplaşma yakındır. İyi ve kötünün dünya kurulduğu günden bu yana süren savaşı, hız kesmeden devam etmektedir. Ancak bu sefer cepheler, kötülüğün topraklarında kurulmuştur. Yani Cehennem'de… Clive Barker'ın müthiş hayal gücü sizi kendine hayran bırakacak. Cehennem'in Kızıl Hakikati, kötülük anlayışınızı derinden sarsmaya geliyor. 

"Clive Barker'ı okuyunca, daha önce okuduklarınızın gücünü sorgulayacaksınız."
-Stephen King-

"Hayal gücü ve anlatım yeteneğiyle hayranlık uyandıran sıra dışı bir yazar."
-JG Ballard-

"Günümüzün en yaratıcı isimlerinden biri Clive Barker. En derindeki korkularımızı bile biliyor. Bunları anlatırken de bizi harekete geçiriyor. Ürkütücü ama gerçek."
-Quentin Tarantino-
(Tanıtım Bülteninden)

Cehennemşn Kızıl Hakikati kitabını kazanma şansını yakalamak için tıklayın çekilişimize katılın.

2 Şubat 2016 Salı

Kitap Yorumu: Siyah Kar - Juliette Sobanet

Herkese Merhaba!

Arkadya Yayınları' na, Siyah Kar kitabını hediye olarak gönderdikleri için çok teşekkür ederim.

Evet, zamanda yolculuğa hazır mısınız?

Şöyle 2012 yılından kalkıp 1937 yılına giderek Jillan ve Samuel ile maceraya katılmaya ne dersiniz?

"Zaman adeta sihirli bir değnek gibidir. Ya tamamen olacakları değistirirsiniz ya da geçmişin gölgesinde..."

Juliette Sobanet öyle bir kurgu sunmuş ki bizlere soluksuz okunuyor.  Derin sırların her sayfada bambaşka bir olayla aydınlandığını okuyacaksınız. Isla, Jillan'ın ikiz kardeşi. Doğu Ekspresi 'nden kendisi ile birlikte 3 kadın aynı anda kaçırılıyor.  Aynı yetmiş beş yıl önce olduğu gibi.  Bu olayla 1937 de yaşanan olayın bağlantısı var mı?  

Jillan, kız kardeşi Isla'yı bulmak için zamanda yolculuğa çıkacağını bilmeden, Samuel ile bir maceranın içine girer. Çocukluğundan beri olduğu gibi Jillan, Isla'yı hissetmektedir. Bu hisler, onu kızkardeşine götürecek midir? Peki onu hangi zaman diliminde bulacaktır.  İki ayrı yüzyılda geçen olayların muhteşem kurgusu ile ortaya çıkan bir kitap. Her sayfasında ayrı bir olay ve yıllar önce yarım kalmış ancak kaldığı yerden devam eden Samuel - Jillan aşkı. 


Kurgusu ve anlatımıyla beni oldukça etkiledi. Yazarın hayal gücüne ve iki zaman dilimini muhteşem bir şekilde, okuyucuyu sıkmadan ve yormadan baglamasına hayran kalmamak elde değil.  Çoğu sayfasını nefesimi tutarak okuduğumu söylemeden geçemeyeceğim.  Ayrıca aile bağlarını ve bunun önemini çok güzel ve ince bir şekilde okuyucuya veren Sobanet, geçmişimizin de geleceğimizin anahtarı olduğunu vurguluyor bu kitapta.

Ben beğendim, okumak isteyenler için de tavsiye ederim. 

Arkadya Yayınları 'na tekrar teşekkür ederim bu kitapla bizi buluşturduğu için. 

Keyifli okumalar...

Not: Görseller Arkadya Yayınları'nın facebook sitesinden alınmıştır. 

25 Ocak 2016 Pazartesi

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.
Dudakları kapatarak gülümsemek
Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.
Kendini beğenmiş gülümseme
Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.
Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.
Yarım gülümseme
Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.
Ağız açık gülümseme
Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)
Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Ocak 2016 Pazar

Kitap Yorumu: Kağıttan Kalpler - Courtney Walsh


Herkese Merhaba!

Arkadya Yayınları'na bu kitap ve aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz harika bir kırmızı kutu ve içindeki kağıttan kalpler için çok teşekkür ediyorum.  Tabi ki bir de bu kağıttan kalplerin birine yazılmış olan güzel not için.


Kağıttan Kalpler kitabı Courtney Walsh imzalı bir sevgi kitabı.  Kitabın kapağı için söylenecek söz çok fazla yok. Arkadya Yayınları kapak tasarımlarına ne kadar özen gösteriyor hepimiz biliyoruz. Bu kapak ta hem renkleri ile hem de ismine uygunluğu ile harika olmuş.


Kağıttan Kalpler kitabı nasıl desem, hani çok sevdiğiniz bir pasta vardır.  İşte o pasta o kadar güzel olmuştur ki ne çok tatlıdır ne de tadı azdır.  Yumuşacık bir keki vardır ve kreması ağzınızda erir. Geriye bıraktığı o muhteşem tat ise uzun süre ağzınızdaki etkisini kaybetmez. Bu kitabı bitirdiğimde de böyle yumuşacık ve etkili bir his kaldı içimde.

Kitabımız aslında Kağıttan Kalplerin hikayesini anlatıyor bizlere. Öyle bol aşk ve ihtiras dolu cümleler beklemeyin. Okuyucunun yüreğine dokunan bir sevgi var. Abigail, Aşıklar Parkı Kasabası 'nda yaşayan herkesin sevdiği ve kitapevi sahibi bir bayandır. Amacı diğer insanların ondan beklediği gibi evlenmek değil, kitabevini genişletmektir.  Bu amacına ulaşmak için çalışırken, kiracısı olduğu bina satılır.  Artık yeni ve uğraşması gereken bir bina sahibi vardır.

Ancak bir zarfın içinde bulduğu kağıttan kalpler ona bir umut olur. Bu kağıttan kalplerin gizemli sahipleri kimlerdir? Bu soru kafasını kurcalarken, kağıttan kalpler hayatını değiştirmeye başlar.

Abigail'in hayatı nasıl değişecektir? İstediği gibi kitabevini büyütebilecek midir? O yaşa kadar olan aşka bakış açısı değişecek midir? Bina sahibi ile olan mücadelesi ne sonuç verecektir? Anlatırken detaya girip büyüyü bozmak istemedim. O keyfi sizlere bıraktım.

Yüreğinizde yumuşacık bir his bırakacak olan bu kitabı okurken sade anlatımı sayesinde sayfaları çabucak çevireceksiniz. Arkadya Yayınları 'na böyle güzel bir kitap ile beni tanıştırdığı için tekrar teşekkür ederim.

Keyifli okumalar...

4 Ocak 2016 Pazartesi

Kitap Tanıtımı: Kıvılcım Sahili - Debbie Macomber



Kitap Adı : Kıvılcım Sahili

Yazar Adı : Debbie Macomber

Yayınevi : Novella Yayınları

Sayfa Sayısı : 448

Arka Kapak Yazısı

Hayatta her zaman iyi şeyler olmaz, kötü günler geldiğinde yaşam kıvılcımlarınla içindeki umudu canlı tut...

Sevgili Okur,
Belki bizi çok ama çok şaşırtan bir olay olduğunu duymuşsunuzdur. Kızım Justine ve eşi Seth restoranlarını kaybettiler. Deniz Feneri Restoranı’nın soruşturması devam ediyor ve en büyük şüpheli, yangının hemen ardından ortadan kaybolan Anson Butler.

Bunlar da ilginizi cekebilir :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...