17 Eylül 2013 Salı

Öykülerim: ÇIPLAK AYAKLARLA YÜRÜMEK

Küçük kız camın önünde oturmuş sokakta oynayan çocukları seyrediyordu. Erkekler top oynarken, kızlar da kenara çekilmiş ip atlıyorlardı. Erkeklerin arada bir “gol” diye bağırmaları bütün sokağı dolduruyor, rahatsız olan komşular ise “ biraz sessiz oynayın bakayım” diyerek kızıyorlardı. Küçük kız her gün okuldan geldikten sonra derslerini yapar, günlüğünü yazar, sonra da camın önüne geçer çocukları seyrederdi. Çünkü kendi hiç sokakta oynamamış, ip atlamamış, onlar gibi eğlenmemişti.
 
Mine 11 yaşındaydı. Annesi ve babasının da içinde olduğu araba kaza yaptığında henüz 6 yaşındaydı. Annesi ve babası hafif yaralanmış, kendisi de günlerce yoğun bakımda kalmıştı. Haftalar sonra yoğun bakımdan çıkmış, ancak omuriliğindeki hasar sebebiyle bir daha yürüyemeyeceği bildirilmişti. Ailesi bu haber karşısında yıkılmış, Mine’yi birçok doktora ve hastaneye götürmüşlerdi. Hepsi aynı cevabı vermişlerdi. “Ameliyat bir seçenek ama çözüm değil” Mine ve ailesi bu gerçekle yaşamayı öğrenmişlerdi. Mine birçok kere isyan etmiş, yürümeyi, oynamayı ve koşmayı istediğini söylemiş, ağlamıştı. Yıllar geçtikçe Mine’de durumunu kabullenmiş ancak içine kapanmıştı.
 
Okula her gün onu annesi götürüyor, çıkışta da annesi alıp geliyordu. Mine de odasından mümkün olduğunca çıkmıyor ve günlüğünü yazıyordu. Bazen onların yüzüne “Neden ben, ben daha çok küçüğüm. Siz büyüksünüz neden ben” diye bağırıp ağlıyor. Sonra da söylediklerinden pişman olup ailesinden özür diliyordu.
 
Bir gün annesi Mine’nin odasına girdiğinde Mine’nin sandalyesinde otururken masanın üzerine başını koymuş ve uyumuş olduğunu gördü. Başı pencereye doğru dönüktü. Günlüğünü yazarken uyumuş olmalıydı çünkü günlüğü açık kalmıştı. Annesi o an hiç yapmadığı bir şey yaptı ve açık kalan sayfayı okudu.
Tarih geçen senenin tarihiydi. "Bugün onlara yine bağırdım ama sonra özür diledim. Bana kızmıyorlardır umarım. İçimdekileri bilseler kızmazlar. Aslında onlara söylemek istediğim ama söylemediklerim var, yapmak isteyip de yapamadıklarım." Sonra da şu satırlarla devam ediyordu günlükteki yazılar.
“Göklere çıkmak istiyorum. Uçmak istiyorum doyasıya. Özgürlüğün tadına varmak, hıçkıra hıçkıra gülmek istiyorum. Beyaz bulutların arasından geçip, yeryüzüne inmek istiyorum. Dünyanın herhangi bir yerine. Çıplak ayaklarla yürümek istiyorum çimenlerin üzerinde. Çimenlerin ıslaklığını hissetmek istiyorum ayaklarımda. Koklamak istiyorum çiçekleri. Onları incitmeden sevmek istiyorum. Ulu ağaçların gölgesinde oturup, buz gibi pınarlardan su içmek istiyorum. Sonra koşmak istiyorum delicesine, bağırmak, haykırmak istiyorum dağlara. Özgürlüğü hissetmek istiyorum. Çalışkan karıncaları izlemek, onların bitmek tükenmek bilmeyen enerjilerinden almak istiyorum. Sonra dağlara çıkmak istiyorum. Başı dumanlı ve karlı dağlara. Zirveye tırmanmak istiyorum. Sonra da kollarımı açıp martıları beklemek istiyorum. Tekrar göklere geri dönmek için. O masmavi özgürlük ülkesine…”
 
Annesi bu satırları okurken göz yaşlarına hakim olamamış, kızının içindeki yanardağı görmüştü. Elinden bir şey gelememesi ise en acı durumuydu yaşadıklarının. Sessizce odadan çıkarken geride ağlayan bir kişi daha bıraktığının farkında değildi. Annesinin okuduğunu fark eden ancak annesiyle yüzleşmeye cesareti olmayan Mine.

4 yorum:

  1. Gerçekten etkileyici bir öyküydü. Bir çok insanın sahip olup da farkına bile varamadığı yetileri için diğer bir çok insan da hayal kurmakta bir yerlerde.. Hayat bazen adaletsiz, yapacak bir şey yok! Ama en azından empati kurabilmek gerek..
    Yüreğinize sağlık, çok güzel bir konu seçmişsiniz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet gerçekten hayat adaletsiz ama sizin de söylediğiniz gibi biraz empati kurabilsek herşey daha kolay olur...

      Sil
  2. Güzel bir öyküydü.İnsanlar bir nebze olsun empati yapabilseler belki de birbirlerinin kalplerini hiç kırmayacaklar,geri alınması imkansız kelimeler sarf etmeyecekler kısacası birbirlerini anlayacaklardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size kesinlikle katılıyorum. Beğendiğinize sevindim, teşekkürler...

      Sil

Bunlar da ilginizi cekebilir :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...