4 Aralık 2013 Çarşamba

#Blogfırtınası Etkinliği 4. Gün

#Blogfırtınası 4. gündeyiz. Detaylar için tıklayın
Bugünkü konumuz şöyle;
Gün 4. Kafanızdan bir karakter atın ve onun hikayesini yazın.

İşte benim yarattığım karakterim ve hikayem;

Bir televizyon kanalında gördüm onu. Huzurevinde yapılan bir etkinlikte röportaj yapmışlar kendisi ile. Bembeyaz saçları anlatıyordu geçirdiği yılları. Çok uzun yıllar geçirmiş belki ama yüzündeki tebessüm ve gözlerindeki bakış on beş yaşındaki biri gibi parlıyordu. Hayatındaki her zorluk yüzüne bir kırışıklık olarak kazınmıştı sanki. Olsun yine de hayat dolu görünüyordu.

Tam beş senedir bu huzurevinde kalıyormuş. Çocukları mı tabi ki varmış ama hepsinin de ayrı dünyaları varmış. Eşi öldükten sonra onların yanında kalmayı denemiş. Ayak uyduramamış hareketli hayatlarına. Kendisi istemiş buraya gelmeyi. Mutluymuş burada. Eşim ölmeseydi, gelmezdim diyor. Erken bıraktı beni diyor, daha çok kalmalıydı yanımda, çok özlüyorum derken gözünden bir damla yaş süzülüyor yanağına. Kalp krizi gerçirmiş eşi, hastaneye götürülürken yolda vefat etmiş. İki odalı evimizde mutlu mutlu yaşıyorduk derken kamera yakın çekime geçiyor. Gözlerindeki ışığı yakalıyor.

Bayramlarda çocuklarım beni yanlarına alıyor diyor gülerek. Yalnız bırakmazlar beni. Onlara asla kızmadım ben istedim burada olmayı diye tekrar ediyor çocuklarını savunurcasına. Hem baksanıza çok arkadaşım var burada yalnız değilim. Torunlarım da arada uğrarlar bana, derslerinden vakit kalınca. Herkesin bir hayatı var diyor tekrar biraz hüzünlü biraz buruk.

Eşi ile tanışmasını anlatıyor kısaca. Görücü usulü değildi diyor, sevdik birbirimizi. Dile kolay tam 50 yılımız geçti birlikte aynı yastıkta. Bazen aç kaldık, bazen soğukta. Hiç şikayet etmedik ikimizde. Şimdiki gençler çok sabırsız. İstedikleri hemen olsun istiyorlar. Biz yokluk gördüğümüz için onları anlamak zor bizim için. Ama benim çocuklarım, torunlarım hiçbiri öyle değildir diyor. Kısacası toz kondurmuyor hiçbirine. Gelinler, damatları da unutmuyor tabi ki arada.

Teşekkür ediyor sunucu kendisine. Güzel bir sohbetti diyor. O da gülümseyerek uğurluyor onu. Tüm arkadaşları ile kameraya el sallıyorlar. Hepsi bakımlı görünüyor. Belli ki en güzel kıyafetler giyilmiş kameralar geliyor diye. Keyifle izledim programı sonuna kadar. Onun o sevimli, yılları devirmiş ama hayatın ışığını hiç söndürmemiş kişiliğini. Kimbilir belki de bizler de böyle olacağız yıllar sonra.

Eğer soracak olursanız karakterimiz bir dede mi yoksa nine mi diye siz kim isterseniz o olsun diyorum. Hayatta yalnız kalmamanız dileğimle...

6 yorum:

  1. Yine keyifle okudum, yine hüzünlendim..
    Yüreğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğinize sevindim, çok teşekkür ederim...

      Sil
  2. İçim bir garip oldu okuyunca, çok değil az sonra biz de yaşlanacağız aslında. Yalnız kalmak ise beni en çok korkutan şey, son cümlendeki dileğinize sonuna kadar katılıyorum ben de. Yine güzel bir yazı, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Aslında herkesin korkusudur yalnız kalmak. Umarım hep sevdiklerinizin yanında olursunuz.

      Sil
  3. çok hoşuma gitti yazınız..tebrik ederim ve devamını dilerim .okurken kendi geleceğimi gördüm,benim de düşüncelerim bu şekilde çünkü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğinize sevindim. Çok teşekkür ederim. Umarım hiç yalnız kalmazsınız

      Sil

Bunlar da ilginizi cekebilir :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...